Manevi tazminat talebi zamanaşımı süreleri Türk Borçlar Kanunu’nda belirtilmiş bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde bu süreler zarar görenin zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl şeklinde manevi tazminat zamanaşımı süreleri belirlenmiştir.
Ancak manevi tazminatı gerektiren bir fiil aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa daha uzun olan ceza zamanaşımı süreleri uygulanacaktır. Bu süreler ise ölümlü olaylar bakımından 15 yıl, ölümlü olmayan olaylar bakımından 8 yıl olarak uygulanmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu
Zamanaşımı
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Zarar ve Tazminat Yükümlüsünü Öğrenme Kavramları
Manevi tazminatı gerektirir bir haksız fiile maruz kalan kişinin tazminat talebinin zamanaşımı sürelerinin başlayabilmesi için,
- Zararı
- Tazminat Yükümlüsünü
öğrenmiş olması gerekir.
Söz gelimi bazı durumlarda kişi uğradığı zarara kimin sebebiyet verdiğini bilemeyebilir, zarar veren failin ortaya çıkması bir ceza soruşturmasını gerektirebilir ve ceza soruşturması sonucunda gerçek faillerin kimliğine ulaşılmış olabilir. Bu durumda süre ceza soruşturma veya kovuşturma sürecinde failin tespit edilmesi ile başlayacaktır.
Bazen de zararın miktarı zarar gören tarafından tam olarak bilinemeyebilir, zararın devam ettiği durumlarda özellikle bu durum söz konusu olacaktır. Söz gelimi tedavi süreci devam eden bir hasta ancak tedavisi tamamlanıp da uğradığı haksız fiil neticesinde bedeninde meydana gelen maluliyete ilişkin sağlık raporunu temin ettiğinde zararın boyutuna vakıf olacaktır. Bu durumda zamanaşımı süresini de bu rapor tarihinden başlatmak gerekecektir.
Hangi Durumlarda Manevi Tazminat Talep Edilebilir ?
Türk Borçlar Kanunu’na göre manevi tazminat kişilik hakkını zedeleyen eylemler sonrasında istenebilir. Örneğin hakaret, iftira gibi sebeplerle kişilik hakları zedelenen kişiler mahkeme aracılığı ile manevi tazminat talebinde bulunabilirler.
Bir haksız fiil neticesinde bedensel bütünlüğü zedelenen kişiler de manevi tazminat talebinde bulunabilir. Bu kasten gerçekletirilen bir fiil sonucu olabileceği gibi taksirli yani istenmeden gerçekleşten fiiller bakımından da söz konusu olabilir. Kavga esnasında vücuduna aldığı darbe sebebiyle yaralanan kişi ilkine örnek gösterilebilecekken, bir hekimin tedavi sürecindeki hatalı uygulaması sonucu zarara uğrayan hasta ikincisine örnek gösterilebilir.
Eğer haksız fiil sonucunda ölüm meydana gelmişse veya ağır bedensel zarar söz konusu (örneğin organ ve doku kaybı gibi durumlarda) ise zarara uğrayan kişinin yakınları da manevi tazminat talep edebilmektedir.
Ölüm ve Bedensel Zarar
d. Manevi tazminat
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilirKişilik hakkının zedelenmesi
MADDE 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
