Aşağıdaki Yargıtay Kararı’nda meme küçültme ve meme dikleştirme operasyonunun eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, hekimin daha güzel bir görünüme kavuşturma ve müdahale sonrası sürecin sağlıklı bir şekilde nitecelenmesi şeklinde sonuç taahhüdünün bulunduğu, estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği tespitleri yapılarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Yargıtay Kararı – 6. HD., E. 2024/2449 K. 2025/1005 T. 12.3.2025
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2706 E., 2024/1767 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/482 E., 2023/369 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının meme küçültme ve dikleştirme estetiği operasyonu geçirdiğini, ancak davacının memelerinin istenilen boyutta küçülmediği ve dikleşmediği gibi, büyük hasar aldığını, halen meme uçlarında doku ve hassasiyet kaybı, yara ve dikiş izleri, şekil bozukluğu ve memeler arasındaki orantısızlık söz konusu olduğunu, davalı doktorun yükümlülüklerini yerine getirmediğini, taahhütlerine ve tıbbın gereklerine uygun ameliyat yapmadığını, ameliyat sonrası süreci usule uygun şekilde yürütmediğini, estetik amaçlı ameliyatın başarısız olduğunu ve bu başarısızlığın sonucunda da müvekkili nezdinde maddi ve manevi zararın doğduğunu, müvekkilinin aydınlatılmış onamının alınmadığını, ameliyat esnasında ya da ameliyat sonrasında doğabilecek, öngörülebilir ve tıbben bilenen risklerin anlatılmadığını, davacının ameliyatının davalı hekim tarafından İnstagram üzerinden canlı yayınlandığını ameliyattan sonra öğrendiğini, müvekkilinin rızasının olmadığı böyle bir uygulama ile müvekkilinin kişilik haklarının ayaklar altına alındığını, davalı hekime ait olan ınstagram hesabında müvekkilinin görüntülerinin paylaşıldığını, bu nedenlerle 500.000,00 TL maddi tazminat ile 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde “eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır” denildiğini, oysa sağlıkta ve özellikle insan biyolojisi ile ilgili olan bu tür tedavi ve operasyonların, terziye verilen gömlek siparişine benzetilerek bir eser meydana getirilmesi ile bir tutulmasının hiç bir hukuki ve tıbbi gerçekle bağdaşmadığını, ilgili rapor ve onam formlarının ekte sunulduğunu, davacı tarafın, gerçekleştirilecek uygulama, bu uygulamanın yararları, riskleri, zararları konusunda hem yazılı hem de sözlü olarak aydınlatıldığını, davacının, verilen bilgileri anlamasının sağlandığını ve onamının alındığını, Bilgilendirme ve Onam formunda davacı tarafından “ameliyat içerisinde, öncesinde ve sonrasında fotoğraf ve videolarımın çekilip sosyal medyada paylaşılmasında sakınca yoktur.” şeklinde kendi el yazısı ile not alındığını, rızası ve onayı da alınmak suretiyle davacının ismi belirtilmeksizin yüzü gözükmeden sadece kısıtlı operasyon bölgesinin paylaşıldığını, davalı hekimin kusuru olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine, hastaya yapılan tıbbi müdahale ve uygulanan tedaviler ile gerekli özenin, tıbbın gereklerine ve usulüne uygun olduğunu, dava konusu olayda, müvekkil hekim tarafından yapılan hatalı/kusurlu/özensiz bir işlem bulunmadığını, bu nedenle sorumluluğuna da gidilemeyeceğini, sağlık çalışanlarının malpraktis nedeniyle sorumlu tutulurken, komplikasyon nedeniyle sorumlu olmayacaklarının kabul edildiğini, bu sebeple müvekkil hekimin huzurdaki davada herhangi bir kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde: bilirkişi raporlarında teknik bilgi verilmesi gerekirken, görev sınırlarını aşarak yorum yapıldığını, eksik bir evrak varsa bu evrak temin edildikten sonra rapor hazırlanması gerektiğini, davacının meme küçültme ameliyatı olduğunu, meme küçültme ile ilgili dosyaya sunulmuş onam formu olmadığını, bilirkişilerin memenin kişinin istediği kadar küçülmemiş olabileceği, tıbbi hata olduğunu göstermeyeceği yorumunun, eser sözleşmesinin, sonuç taahhüdü içermesi nedeniyle yerinde olmadığını, ameliyattan sonraki süreçte davalı doktorun bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ameliyat sonrası davacının davalıyı görmediğini, davalı tarafından muayene edilmediğini, hastanın ameliyat sonrası bir kısım muayenesinin ve yönlendirilmesinin telefonla yapılmasının tıp kurallarına aykırı olduğunu, estetik beklenti ile yapılan ve operasyon öncesi ağrısı, sızısı ya da meme ucu akıntısı bulunmayan davacının şu anda bir çok sağlık problemi yaşadığını, bu sağlık problemlerinden birinin de ameliyat ve sonrasında gelişen ve gelinen klinik durumun etkisiyle doğan ankisiyete bozukluğu olduğunu, davacının ameliyatının davalı hekim tarafından instagram isimli sosyal medya uygulaması üzerinden canlı yayınlandığını ameliyattan sonra öğrendiğini, rızasının olmadığını, kişilik haklarının zedelendiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğinde estetik tıbbi müdahaleden kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması, meme küçültme ve dikleştirme estetiği operasyonu yapılması kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme konusu müdahaleler niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olup bu itibarla eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK’nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı meme küçültme ve dikleştirme estetiği gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.
Diğer yandan yüklenici olan hekimin edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince dosya kapsamında alınan raporlar gözetilerek davalı hekimin kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve yukarıda yapılan açıklamalar gözetildiğinde davacının meme küçültme ve dikleştirme ile ilgili isteminin yüklenici tarafından daha güzel bir görünüme kavuşturulacağı yönünde garanti verilmesi ve müdahale sonrası sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi niteliğinde olduğu, ancak operasyon sonrasında davacının istediği hekimin taahhüt ettiği sonucun gerçekleşmemiş olduğu gözetildiğinde, davacıya yapılan estetik müdahalenin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği anlaşılmaktadır. Bu durumda meme küçültme ve dikleştirme operasyonu bakımından yeterli gerekçe içermeyen bilirkişi raporlarına dayanılması hatalı olmuştur.
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, davalı hekimin taahhüt ettiği sonucu gerçekleştiremediği, yapılan işlemin davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği hususu gözetilerek maddi tazminat talebi yönünden uğradığını iddia ettiği ve 500.000,00 TL olarak talep ettiği maddi zarar kalemlerinin nelerden ibaret olduğunun HMK’nın 31 inci maddesi gereğince davacıya açıklattırılması ve açıklattırılan istek kalemleri değerlendirilmek suretiyle bilirkişi heyetinden rapor alınarak davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarını hesaplattırmak, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre manevi tazminat miktarını da değerlendirmek ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Meme estetiği ameliyatı sonucunda yaşadığınız sorunlarla ilgili hukuki destek almak ve estetik avukatı ile süreci değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
