Revir tabibinin bir gece müşahade altında tuttuğu hasta ertesi gün hastaneye sevk edilmiş ancak asker hastanede hayatını kaybetmiştir. Ceza yargılamasına hekim kusurlu bulunarak ceza almış, ölenin yakınlarına tazminat ödeyen idare hekime rücuen tazminat davası açmıştır. Yargıtay önüne gelen rücuen tazminat talepli davada davalı hekimin anayasal bir görev niteliğinde zorunlu olarak askerlik görevini yaptığı sırada eylemin gerçekleştiği anlaşıldığından çalışma koşulları da gözetilerek davalı hekim lehine uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
Hukukumuzda hakkaniyet, Borçlar Kanunu’nun 43 (TBK.51) maddesinde düzenlenmiş, bazı şartların ve çözümlerin önceden saptanmasının doğuracağı düşünülen sakıncaları ortadan kaldırmak için hukuk kurallarının esnek veya eksik bırakıldığı hallerde etkisini gösteren ve belli somut olayların özelliklerine uygun karar verilmesini emreden kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Buna göre hakimin, tazminatı belirlerken durumun gereğini ve belirtilen maddede örnek olarak sayılan özel indirim sebeplerini göz önünde tutması gerekmektedir.
Dosya kapsamından, davalının anayasal bir görev niteliğinde zorunlu olarak askerlik görevini yaptığı sırada eylemin gerçekleştiği anlaşıldığından çalışma koşulları da gözetilerek davalı lehine uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken mahkemece bu hususun gözetilmemiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle HMK 371. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA…
