Estetik hukuku denince akla genellikle ameliyatlar gelse de, dolgu (filler) gibi cerrahi olmayan uygulamalar da hukuken aynı çatı altında değerlendirilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, hasta ile uygulayıcı arasındaki ilişki bir eser sözleşmesidir (TBK m. 470 vd.) — hekimin sıradan bir tedavi ilişkisinde olduğu gibi yalnızca özen göstermesi değil, üzerinde anlaşılan görünümü fiilen ortaya çıkarması beklenir. Bu ayrım pratikte çok önemli bir sonuç doğurur: hekim tıbben kusursuz olsa bile, vaat edilen sonuç gerçekleşmediyse sorumluluk doğabilir.
Aşağıda özetlenen davada, davacı hastaya yüzüne dolgu uygulaması yapılmış, ancak işlemin ardından yüzünde şişlik, tekrarlayan ödem atakları ve kistler oluşmuştur. Dosyaya giren bilirkişi raporları, uygulamanın tıbbın gereklerine uygun yapıldığını ve hekimin kusurlu olmadığını, ortaya çıkan tablonun bir komplikasyon olarak açıklanabileceğini tespit etmiştir. Bu tespitler doğrultusunda ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, istinaf da bu kararı onamıştır.
Ancak dosya Yargıtay önüne geldiğinde tablo değişmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, daha önce estetik ameliyatlar için yerleşik hale getirdiği sonuç taahhüdü ilkesini dolgu uygulamaları için de uygulamış ve kararı bozmuştur: hekimin kusurlu olup olmadığından tamamen bağımsız olarak, sözleşmede üstü kapalı da olsa vaat edilen “daha güzel görünüm” sonucu elde edilemediği için eserin ayıplı sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Bozma sonrası dosya yeniden görülmüş, bu kez mahkeme davayı kabul ederek davacı lehine 4.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata, toplam 24.000 TL’ye hükmetmiştir. Aşağıda tam metnini aktardığımız karar, işte bu son aşamada verilen ve Yargıtay tarafından onanan karardır.
Bu içtihadın pratik önemi şurada: bir estetik uygulamanın invaziv bir ameliyat mı yoksa dolgu gibi daha “hafif” bir işlem mi olduğu, sorumluluk rejimini değiştirmiyor. Önemli olan, tarafların sözleşmeyle üzerinde anlaştıkları sonucun elde edilip edilemediğidir. Bu da hem hastalar hem de uygulayıcı hekimler için, aydınlatma ve sonuç beklentisi yönetiminin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
T.C. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2025/480 Esas, 2026/182 Karar numaralı 15.01.2026 tarihli kararı
“…taraflar arasındaki eser sözleşmesinde, yüklenici konumundaki davalının, davacının dolgu işlemini taahhüt ettiği şekilde gerçekleştirmediği, estetik müdahalenin vaat edilen sonucu gerçekleştirmediği, bu nedenle davalının, davacının maddi tazminat talebinden sorumlu olduğu, davacının estetik operasyon için davalıya 4.000,00 TL ödeme yaptığı, manevi tazminat talebi bakımından ise davalının üstlendiği işi kararlaştırılan ve vaat edilen şekilde gerçekleştiremediği, işin ayıplı şekilde ifa edilmesinden dolayı davacının yüzünde ödem oluştuğu, bunun giderilmesi için davacının hastaneye başvurarak tıbbi tedavi gördüğü, şişilik ve ödem yüzünden iş ve sosyal yaşamından geri kaldığı; bu durumun davacıyı üzüntü ve eleme sevkettiği, cismani yönden gördüğü bu hasar nedeniyle davacının manevi tazminat talep etme koşullarını oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.000,00 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 24.000,00 TL tazminatın… davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.”
Estetik uygulama sonrası uyuşmazlıkta hukuki destek mi arıyorsunuz?
Estetik ameliyattan kaynaklanan bir hukuki uyuşmazlıkla ilgili avukata ihtiyaç duyuyorsanız, Tabak Legal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz:
