Anayasa Mahkemesi: SGK’nın Kanser İlacı İçin Verilen İhtiyati Tedbir Kararını Uygulamaması Yaşam Hakkını İhlal Eder

Kanser ilacı tedbir kararı alan bir hastanın ilaca fiilen ulaşamaması yaşam hakkını ihlal eder mi? Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 12.03.2026 tarihli Ayşegül Cimilli ve Diğerleri başvurusunda (B. No: 2021/25486) bu soruyu açıkça yanıtladı: Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK), iş mahkemesinin ilaç bedelinin kesintisiz karşılanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararını “ilacı önce siz alın, belgelerle başvurun, sonra bedelini iade edelim” uygulamasıyla etkisiz bırakması, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunu ihlal etmiştir. Karar oybirliğiyle verildi.

Olay: Akciğer Kanseri Hastası ve Tecentriq İlacı

Başvurucuya 2021 yılı Şubat ayında akciğer kanseri teşhisi konuldu. Tıbbi onkoloji uzmanı, 18.02.2021 tarihli reçeteyle atezolizumab etken maddeli Tecentriq isimli ilacı uygun buldu; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu da 30.04.2021 tarihinde ilacın 6 aylık kullanımını uygun gördü. Buna rağmen SGK Sosyal Güvenlik Merkezi, ilacın Sağlık Uygulama Tebliği EK-4/A listesinde bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu aynı gün reddetti.

Bir kutusu o tarihte 15.000 TL olan ve 21-25 günde bir kullanılması gereken ilacı başvurucu beş kez kendi imkanıyla aldı ve toplam 73.000 TL ödedi. Ardından açtığı davada İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi, 07.06.2021 tarihinde ilaç bedelinin tamamının dava sonuçlanıncaya kadar kesintisiz olarak SGK tarafından karşılanmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verdi.

SGK ise tedbir kararına rağmen doğrudan ödeme yapmadı; hastanın ilacı satın aldıktan sonra reçete, rapor, fatura ve ilaç kutusu gibi belgelerle başvurması halinde bedelin iade edileceğini bildirdi. Başvurucu 11.06.2021 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi de 21.06.2021 tarihli ara kararıyla ilaç bedelinin hiçbir şarta bağlı olmaksızın derhal ödenmesinin sağlanmasına tedbir kararı verdi. SGK yalnızca bir kez 15.000 TL ödedi; sonraki talepleri Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün yazısına dayanarak reddetmeye devam etti.

SGK’nın tedbire itirazı ve istinaf başvurusu reddedildi; 23.01.2022 tarihli bilirkişi raporu da ilacın hayati önem taşıdığını ve SGK tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Başvurucu 02.04.2022 tarihinde vefat etti. Mirasçıları bireysel başvuruyu sürdürdü. Bu sırada iş mahkemesinin davayı kabul eden kararı bölge adliye mahkemesince kaldırıldı ve yargılama İstanbul Anadolu 60. İş Mahkemesinde devam etmektedir. Hastanın vefatı halinde davanın akıbeti için kanser ilacı davası sürerken hasta vefat ederse yazımıza bakabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi

Mahkeme önce kabul edilebilirliği inceledi. Asıl dava henüz sürmekle birlikte şikayet, yargısal bir merci tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan, başvurucudan yargılamanın sona ermesini beklemesi istenemezdi. Bu nedenle başvuru yollarının tüketilmesi bakımından bir engel görülmedi.

Esasa ilişkin değerlendirmede Mahkeme, Anayasa’nın 17., 5. ve 56. maddeleri birlikte okunduğunda devletin kişilerin yaşamını korumak için pozitif yükümlülükleri bulunduğunu hatırlattı. Devletin sağlık hizmetlerini mutlak anlamda ücretsiz sunmak zorunda olmadığını ve kamu kaynaklarının kullanımında geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu da kabul etti. Ancak bu yükümlülüğün yargı kararlarının uygulanmasını da kapsadığını vurguladı:

Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür (Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri, § 61). Bu usul yükümlülüğü, hastaların yaşamlarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlere ilişkin olarak yargı makamlarınca verilen kararın yerine getirilmesiyle ilgili süreci de kapsar. Yargı makamlarınca alınmasına karar verilen tedbirlerin alınmaması, devletin yaşam hakkı kapsamındaki usul yükümlülüğüyle bağdaşmaz (benzer yönde değerlendirmeler içeren AİHM kararı için bkz. § 39).

Anayasa Mahkemesi, Ayşegül Cimilli ve Diğerleri, B. No: 2021/25486, 12.03.2026, § 56

Mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 394. maddesine göre ihtiyati tedbire itiraz edilmesinin ve kanun yoluna başvurulmasının tedbirin uygulanmasını durdurmadığını belirtti. SGK da yargılama sürecinde tedbir kararının geçersiz olduğunu ya da kendisini ilacı temin yükümlülüğü altına sokmadığını ileri sürmemişti. Mahkemeye göre takdir yetkisi, bireylere belirli sağlık hizmetlerine ücretsiz erişim hakkı tanıyan bir mahkeme kararı bulunduğunda söz konusu değildir; kamu makamları maddi külfetten hareketle bu kararları uygulamama, kısmen uygulama veya zamanında uygulama konusunda takdir yetkisine sahip değildir.

“Önce öde, sonra iade al” uygulamasına ilişkin tespit ise kararın en önemli kısmıdır:

İş Mahkemesinin de tespit ettiği üzere başvurucunun ekonomik durumu itibarıyla böyle bir bedeli ödeyerek ilacı temin etmesi mümkün olmadığından ilaç bedelinin hiç ödenmemesi ile ödemenin belirli koşullara bağlı olarak sonradan yapılmasının kabulü arasında belirgin bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da başvurucu ilaca ulaşamamakta, başvurucunun tedavisine başlanamamakta, geç başlanmakta veya devam eden tedavisi aksamaktadır.

Anayasa Mahkemesi, Ayşegül Cimilli ve Diğerleri, B. No: 2021/25486, 12.03.2026, § 61

Mahkeme, SGK’nın hukuken bağlayıcı bir ihtiyati tedbir kararını uygulamamakta ısrar etmesinin devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleriyle uyuşmadığı sonucuna vardı.

Hüküm ve Giderim

Anayasa Mahkemesi oybirliğiyle;

  • Adli yardım talebinin kabulüne,
  • Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine,
  • Başvurucunun vefatı nedeniyle 21.06.2021 tarihli tedbir kararıyla ilgili değerlendirme yapılmasına gerek olmadığına,
  • Başvurucunun mirasçılarına net 100.000 TL manevi tazminatın müştereken ödenmesine,
  • 40.000 TL vekalet ücretinden oluşan yargılama giderinin mirasçılara müştereken ödenmesine

karar verdi. Kararın bir örneği, davanın görüldüğü İstanbul Anadolu 60. İş Mahkemesine gönderildi.

Kararın Önemi: Kanser İlacı Tedbir Kararı Alan Hastalar İçin Ne Anlama Geliyor?

Tedbir kararı kesinleşmeyi beklemeden uygulanmalıdır. Karar, HMK m. 394 uyarınca itiraz ve kanun yolu başvurularının tedbirin icrasını durdurmadığını açıkça hatırlatıyor. SGK’nın itiraz etmiş olması, ilacı temin etmeme gerekçesi olamaz.

“Önce öde, sonra iade al” uygulaması tedbiri karşılamaz. Ödeme gücü olmayan bir hasta için bedelin sonradan iade edilmesi, hiç ödenmemesiyle aynı sonucu doğurur. Mahkeme bu uygulamayı tedbir kararının amacıyla çelişen bürokratik bir engel olarak değerlendirdi.

Kaynak kısıtı mazeret değildir. Kamu kaynaklarının sınırlı olması, yargı kararıyla yüklenen ödevin ihmal edilmesi için geçerli bir mazeret olarak kabul edilmedi.

Bireysel başvuru, dava sürerken de etkili bir yoldur. Somut olayda hasta, tedbir kararı uygulanmayınca Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve on gün içinde lehine tedbir kararı almıştır. Hastanın vefatından sonra mirasçılar başvuruyu sürdürerek ihlal tespiti ve manevi tazminat elde etmiştir. SGK’nın karşılamadığı ilaçlarla ilgili genel süreç için SGK kanser ilacı davası rehberimize bakabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesi Kararının Künyesi

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, Ayşegül Cimilli ve Diğerleri Başvurusu, B. No: 2021/25486, Karar Tarihi: 12.03.2026 — Kararın tam metni için Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası; ilgili kanun hükmü için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.

İlgili İçerikler

Kanser ilacı için verilen tedbir kararı uygulanmıyor mu?

SGK’nın karşılamadığı bir kanser ilacı için başvuru, dava, ihtiyati tedbir ve bireysel başvuru süreçlerinde hastalar ve yakınları Tabak Legal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilir:

📞 +90 (533) 016 88 50  ·  💬 WhatsApp’tan Yazın

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. İlaç fiyatları karar tarihindeki tutarlardır; SGK geri ödeme şartları Sağlık Uygulama Tebliği değişiklikleriyle güncellenebilir.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde lisans, Çankaya Üniversitesi Kamu Hukuku Anabilim dalında Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Medeniyet Üniversitesi Tıp Hukuku bölümünde doktora yapmaktadır. Mesleğe Hâkim olarak başlayan TABAK, bir süre Elazığ ve Ankara'da hakimlik görevinde bulundu. En son, estetik operasyonlardan kaynaklı hukuki uyuşmazlıklara üst derece mahkemesi olarak bakan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nde hakim olarak görev yapmakta iken hakimlik mesleğinden istifa ederek serbest avukatlığa geçiş yaptı. Şuanda İstanbul Barosu'na kayıtlı olarak avukatlık ve arabuluculuk yapmakta, sağlık Hukuku ağırlıklı olarak avukatlık faaliyetlerini devam ettirmektedir. Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız

Yorum yapın