Düşük ayak nedeniyle hekim ve hemşire hatası iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebi ile açılan davada ilk bozma üzerine gerçekleştirilen davada her ne kadar bir kısım davalılar yönünden tazminat taleplerinin kabul kararı verilmişse de Yargıtay hem bozma gereklerine uyulmamış olması hem de alınan Adli Tıp Kurumu raporunun yetersiz olması gerekçeleriyle yeniden bozma karar vermiştir.
Yargıtay Kararı – 13. HD., E. 2007/7502 K. 2007/9890 T. 09.07.2007
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın dahili davalılar d. a. ve Özel Sağlık Hizmetleri Şirketi yönünden kabulüne diğer davalılar yönünden reddine, yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı K1 avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, sırt ağrısı nedeniyle 14.7.1999 günü evine yakın olan K2 Dispanserine Başvurduğunu; nöbetçi doktor K3’nun kendisini muayene edip diğer davalı hemşire K4’a iğne yaptırdığını, tedbirsizlik ve dikkatsizlikle yaptığı iğnenin sağ bacağının sinirlerinin kalçadan itibaren yandığını ve felç olduğunu, alınan Adli Tıp raporunda sakat kaldığının ve uzuv tatiline uğradığının açıklandığını, fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla, 1.500.000.000 TL. maddi ve 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren davalılardan tahsilini istemiş, birleştirilen davada da aynı nedene dayalı olarak 7.426.058.000 TL. maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı K3 davalının şiddetli böbrek ağrısıyla geldiğini, kendisinin de ağrı kesici iğne yazdığını, iğnenin kendisi tarafından yapılmadığını, sorunun iğneden değil, davacının çok zayıf bedeni yapısından ve iğnenin tatbikinden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini dilemiş, diğer davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk hüküm davacının temyizi üzerine dairemizce bozulmuş, bu kez Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak dahili davalı K1 ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine dair verilen kararı bu kez davacı ile dahili davalı K1 Temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın, Dairemizce “Yüksek Sağlık Şurası raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz, anılan Şura raporunda varılan sonucun hangi maddi verilere dayandırıldığı, davalı doktor tarafından davacıya uygulanması uygun görülen iğnenin somut rahatsızlık itibariyle gerçekten uygun bulunup bulunmadığı bunun tatbiki sırasında her hangi bir mesleki hata yada ihmalin olup olmadığı, felç sonucunun uygun iğne seçimine ve bunun doğru şekilde tatbikine rağmen meydana gelip gelmediği somut ve denetime elverişli bir biçimde ortaya konulmamış soyut bir değerlendirme yapılmakta yetinilmiştir. Bu haliyle hükme esas alınmasına da olanak yoktur. Öyle olunca mahkemece yapılması gereken iş üniversitelerin ilgili Ana Bilim Dallarında Görevli konusunda uzmanlık sahibi başka bilirkişilerden oluşturulacak bir kurula inceleme yaptırılarak davacıya uygulanan iğnenin seçimi ve bunun uygulanması aşamasında her hangi bir mesleki ihmal, tedbirsizlik yada dikkatsizlik bulunup bulunmadığı açık denetime elverişli bir tarzda belirlenmesi kusur oranlarının bu çerçevede saptanması ve ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesidir..” gerekçesiyle Bozulmuş, olmasına karşın bozma gerekleri yerine getirilmemiş, Adli Tıp’dan, alınan ve K1’i 4/8 oranında kusurlu bulan rapora dayalı olarak karar verilmiştir.
Oysa bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usulü kazanılmış hak doğar. Davacı ilk kararı temyiz etmiş olmakla mahkemece bozma ilamına uyulduğundan artık bozma gerekleri yerine getirilmelidir, kaldı ki mahkemece alınan Adli Tıp raporunda gerekli özen ve dikkati göstermeyen hemşire K1’in kusurlu olduğu kusur oranının 4/8 olduğu açıklanmış, ne var ki davalı doktor K3’nun hangi sebeplerle kusurunun bulunmadığı da tartışılmamış sonuç bildirilmekle yetirilmiştir. Bu rapora dayanarak hüküm tesisi olanaklı değildir. Öyle olunca mahkemece yapılacak iş, 7.11.2000 tarihli dairemiz bozma ilamı gereğince işlem yapılmalı, üniversitelerin ilgili anabilim dallarında seçilecek uzman öğretim üyelerinden oluşturularak bilirkişi kurulundan davacıya uygulanan iğne ve ilacın seçimi dozajı ve tatbik ile bu aşamalardan davalı doktor ile davalı hemşire K1’in bir kusuru bulunup bulunmadığı saptanmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 9.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
