Karın germe davası başta olmak üzere estetik ameliyat davalarının en belirleyici aşaması, çoğu zaman duruşma değil bilirkişi incelemesidir. Çünkü dava, “estetik amaçlı ameliyat tıbbın gereklerine uygun yapılmış mı, vaat edilen sonuç elde edilmiş mi” sorusunun cevabına göre şekillenir ve bu, Yargıtay’a göre teknik bir konudur — yalnızca konusunda uzman bir heyetin cevaplayabileceği bir soru. Aşağıda özetlediğimiz dava, bu ilkenin ne kadar hayati olduğunu gösteren, on yılı aşkın süredir mahkemeler arasında gidip gelen bir dosya.
İçindekiler
Olay: Karın Germe Sonrası Açılan Yara
Davacı, karın bölgesindeki fazla yağların alınması (liposuction) ve karın derisinin gerilmesi (abdominoplasti) ameliyatları geçirmiş, ancak ameliyat sonrası yara yeri iyileşmemiş ve açılmıştır. Ceza yargılamasında hekim, Yüksek Sağlık Şurası raporuna dayanılarak beraat etmiş; hukuk davasında da ilk derece mahkemesi, aynı komplikasyon tespitine dayanarak davayı reddetmiştir. Davacı, bu ret kararını yıllar boyunca temyiz etmiş ve dosya üç kez farklı gerekçelerle Yargıtay’dan dönmüştür.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi: Plastik Cerrahlardan Oluşan Heyet Şart
Bu bozma kararlarının ortak teması şu: estetik ameliyatlar eser sözleşmesi sayıldığından (TBK m. 470 vd.), hekimin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın sonucun ayıpsız olması aranır (TBK m. 475) ve bu değerlendirmeyi yapabilecek raporun mutlaka Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanlarından oluşan bir heyetten alınması gerekir.
Dosyada bu ilkeye rağmen usule aykırı şekilde oluşturulan heyetlerden alınan raporlara dayanılması, kararların defalarca bozulmasına yol açmıştır. Son aşamada mahkeme, bozma ilamlarına uyarak davayı yeniden reddedince, Yargıtay bu kez “usuli kazanılmış hak” ilkesine aykırılık gerekçesiyle kararı bir kez daha bozmuştur: mahkeme, önceki bozma kararına uymuş olmakla, o karardaki ilkeler doğrultusunda inceleme yapmakla bağlıdır ve bundan geri dönemez.
Kararın Önemi: Yanlış Heyet, Yıllar Sonra Bozma
Bu içtihat, hem hastalar hem de hekimler için önemli bir mesaj taşıyor: estetik ameliyat davalarında, dosyanın hangi uzmanlık alanından bilirkişi heyetine gittiği, davanın kaderini doğrudan belirleyebiliyor. Yanlış oluşturulmuş bir heyet raporuna dayanan bir karar, yıllar sonra bile bozulabiliyor.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Kararı (E. 2023/825, K. 2024/1639)
T.C. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2023/825 Esas, 2024/1639 Karar numaralı 21.05.2024 tarihli kararı
“…yüklenicinin hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerektiği, eser sözleşmesi hükümlerine göre, davalı doktorun yükümlülüğünün taahhütlerine, tıbbın gereklerine ve iyiniyet kurallarına uygun şekilde estetik ameliyatı gerçekleştirmek, davacının yükümlülüğünün de bedeli ödemek olduğu… estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı ve yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı teknik bir konu olduğundan, konunun uzmanı plastik cerrahlardan oluşturulacak bir kuruldan rapor alınması, davanın rapor sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiği … belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.”
Estetik ameliyat uyuşmazlığında hukuki destek mi arıyorsunuz?
Estetik ameliyattan kaynaklanan bir hukuki uyuşmazlıkla ilgili avukata ihtiyaç duyuyorsanız, Tabak Legal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz:
