Malpraktis davalarında tazminatın miktarı kadar, tazminata hangi faizin uygulanacağı da hastanın sonunda eline geçecek tutarı doğrudan belirler. Uygulamada iki faiz türü karşımıza çıkar: yasal faiz ve avans faizi (ticari faiz). Avans faizi, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ticari işlerde uygulanır ve oranı Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlemlerine bağlı olduğu için çoğu dönemde yasal faizden belirgin biçimde yüksektir. Bu nedenle davanın açıldığı tarihten karar kesinleşinceye kadar geçen birkaç yıllık sürede, faiz türünün yanlış seçilmesi ciddi bir kayba yol açabilir. Faiz türünün dava dilekçesinde nasıl talep edileceği ve sonradan ıslahla değiştirilip değiştirilemeyeceği konusunu malpraktis davalarında talep edilecek faiz türü yazımızda ayrıntılı olarak ele almıştık.
Aşağıda özetlenen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında, böbrek taşı nedeniyle özel bir hastanede ameliyat edilen 38 yaşındaki hastada ameliyat sonrası üreter yaralanması gelişmiştir. Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi raporları, yaralanmanın kendisinin bir komplikasyon olduğunu kabul etmekle birlikte, kateter takılmadan önce gerekli görüntülemenin yapılmaması ve kateterin yerinde olup olmadığının kontrol edilmemesi nedeniyle komplikasyon yönetiminin tıp kurallarına uygun yapılmadığını tespit etmiştir. Hasta yüzde 42 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiştir. Mahkeme, hekimi vekalet sözleşmesinden doğan özen borcuna aykırılık nedeniyle, hastaneyi ise TBK m. 66 uyarınca adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmuştur.
Kararın faiz bakımından öğretici yanı, iki davalının aynı zarardan birlikte sorumlu olmasına rağmen farklı faiz türlerine tabi tutulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı hastanenin tacir olduğunu ve uyuşmazlığın ticari işletmesiyle ilgili olduğunu belirterek tüm tazminatlara avans faizi uygulanmasını yerinde bulmuştur. Yargıtay hastane yönünden bu değerlendirmeyi onaylamış, ancak davalı doktorun tacir olmadığını vurgulayarak onun yönünden avans faizi değil yasal faiz uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Yeniden yargılama gerekmediği için karar, hüküm fıkrasına “davalı doktor yönünden yasal faiz, hastane yönünden avans faizi” ifadesi yazılarak düzeltilip onanmıştır.
Kararın ikinci önemli yönü faizin başlangıç tarihidir. İlk derece mahkemesi maddi tazminata dava ve bedel artırım tarihlerinden faiz yürütmüştü. Bölge Adliye Mahkemesi ise hekimin eyleminin aynı zamanda haksız fiil niteliği taşıdığını, haksız fiil sorumluluğunda faizin olay tarihinden başladığını belirterek faizi olay tarihinden itibaren işletmiştir. Yargıtay bu yönü de bozmamıştır. Bu ayrım, özellikle yıllar süren davalarda tazminatın değerini önemli ölçüde etkiler.
Uygulama açısından sonuç şudur: Özel hastane ve hekime birlikte açılan bir malpraktis davasında hastane yönünden avans faizi, hekim yönünden ise kural olarak yasal faiz talep edilmelidir. Tüm davalılar için tek tip avans faizi istemek, hekim yönünden kararın bozulması ya da düzeltilmesi riskini doğurur. Faiz türü ve başlangıç tarihinin doğru belirlenmesi, doktor hatası tazminat miktarı hesabının da ayrılmaz bir parçasıdır. Benzer kararlara malpraktis emsal kararlar arşivimizden ulaşabilirsiniz.
T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/2024 Esas, 2024/1809 Karar numaralı 04.06.2024 tarihli kararı
“Bununla birlikte; Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen tazminatlara avans faizi işletilmiş ise de, davalı doktor tacir olmadığından onun yönünden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizi yürütülmesine karar verilmesi de hatalı olup hükmün bu yönden de bozulması gerekir.”
Malpraktis davasında hukuki destek mi arıyorsunuz?
Tıbbi hatadan kaynaklanan bir tazminat uyuşmazlığıyla ilgili avukata ihtiyaç duyuyorsanız, Tabak Legal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz:
